İSTANBUL MODERN vs. ARTİUM SANATEVİ
Lütfiye Bozdağ’ın “muhalafet.org” da,14 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan “Sanatçıya ve Eserine Saygı Duymayan Bir Müze: İstanbul Modern” (1) başlıklı yazısını okuduktan sonra, bu yıl içinde şahsen yaşadığım, öncelikle “saygı(sızlık)” ve “sayılmazlık” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğüm 2 önemli olayı “nasıl bir oyunun parçaları olduğumuz” ve bu mekanizmalar ve kurumsallaşmalar üzerinden yazıyorum.
1. Olay: İstanbul Modern
2 yıl önce İstanbul Modern’in fotoğraf küratörü Engin Özendes’e bir fotoğraf projemle başvurmuştum. Kendisi projemi inceledikten sonra 2012 Ocak ayında olmak üzere bu işleri sergilemeyi istediğini söylemişti. Sergiyi bir Hollandalı fotoğrafçı Arjen Zwart ile birlikte açacaktık. Bu süre içinde EÖ ile görüşmelerimiz aralıklarla sürdü. Mayıs 2011’e gelindiğinde, tam sözleşme imzalamamızın arifesinde ve çalışmalara çok daha yoğun olarak başlamamız öncesinde, EÖ’in İstanbul Modern’den ayrılacağını (kendisinden) öğrendim. Muhatabımız EÖ aracılığıyla İstanbul Modern’di (daha doğrusu öyle sanıyordum/k). Belki doğrusu proje ilk kabul edildiğinde bir sözleşme imzalamaktı. Ancak benim için bu alanda söz, sözleşmedir aslında. EÖ projelerimiz birlikte sergilemeyi önermiş, bizler de bu süre içinde işlerimiz bir başka yerde sergilememeyi öngörmüştük ve sergilememiştik. EÖ’in ayrılacağını öğrendikten bir süre sonra kendisine bizim sergimizin nasıl yürüyeceğini sorduğumda, “ben her şeyi hazırladım, İST MODERN sizinle ilişkiye geçecektir.” dedi. Ve 16 Mayıs 2011’de Şef Küratör Levent Çalıkoğlu’ndan Arjen Zwart ve bana hitaben kaleme alınmış bir mail aldık:
1. Olay: İstanbul Modern
2 yıl önce İstanbul Modern’in fotoğraf küratörü Engin Özendes’e bir fotoğraf projemle başvurmuştum. Kendisi projemi inceledikten sonra 2012 Ocak ayında olmak üzere bu işleri sergilemeyi istediğini söylemişti. Sergiyi bir Hollandalı fotoğrafçı Arjen Zwart ile birlikte açacaktık. Bu süre içinde EÖ ile görüşmelerimiz aralıklarla sürdü. Mayıs 2011’e gelindiğinde, tam sözleşme imzalamamızın arifesinde ve çalışmalara çok daha yoğun olarak başlamamız öncesinde, EÖ’in İstanbul Modern’den ayrılacağını (kendisinden) öğrendim. Muhatabımız EÖ aracılığıyla İstanbul Modern’di (daha doğrusu öyle sanıyordum/k). Belki doğrusu proje ilk kabul edildiğinde bir sözleşme imzalamaktı. Ancak benim için bu alanda söz, sözleşmedir aslında. EÖ projelerimiz birlikte sergilemeyi önermiş, bizler de bu süre içinde işlerimiz bir başka yerde sergilememeyi öngörmüştük ve sergilememiştik. EÖ’in ayrılacağını öğrendikten bir süre sonra kendisine bizim sergimizin nasıl yürüyeceğini sorduğumda, “ben her şeyi hazırladım, İST MODERN sizinle ilişkiye geçecektir.” dedi. Ve 16 Mayıs 2011’de Şef Küratör Levent Çalıkoğlu’ndan Arjen Zwart ve bana hitaben kaleme alınmış bir mail aldık:
Sayın Laleper Aytek ve Sayın Arjen Zwart,
Fotoğraf Bölümü küratörümüz Engin Özendes’in ayrılışının ardından yeni bir yapılanma içerisinde gelecek yılların sergilerini tekrar gözden geçiriyoruz.
Şu anki şartlarda mevcut görüşmelerin hepsini askıya almış bulunmaktayız. Göreve yeni başlayacak küratörün kararlarına göre ilerleyeceğimizi bildiririm.
Umarım gelecek yıllarda birlikte çalışma olanağı buluruz.
Saygılarımla.
Levent Çalıkoğlu
Şef Küratör
Levent Çalıkoğlu bizlerin karşılıklı görüşmeyi talep ettiğimiz mailimize cevabı ise kısaydı:
“Şu anki durumda ilk mailimde aktardığım bilgilerin geçerli olduğunu tekrarlamaktan başka bir cevabım yok.
Yeni yapılanma içerisinde takdir edersiniz ki yeni küratörün kararları ile hareket etmek durumundayız.”
Biz ısrarlı davranıp, görüşme talep eden bir mail attıktan sonra ise gelen yanıt gerçekten oldukça şaşırtıcı ama daha baştan belli bir cevabın deklare edilmesinden öte bir şey değildi ne yazık ki! Ama topu taca atarak ve tüm sorumluluğu artık İstanbul Modern’de çalışmayan Engin Özendes’e yıkarak... şöyle diyordu şef küratör;
“Konuya ilişkin daha önce yazmış olduğum mailde de belirttiğim gibi, İstanbul Modern açısından böyle bir sergiye ev sahipliği yapamayacağımızı açıklıkla tekrar etmek isterim.
Engin Özendes ayrılırken sizlerle görüştüğünü ama ne tarih ne de içerik konusunda bir mutabakata varmadığını net bir şekilde belirtti. Ayrıca bu serginin yapılması gerektiğine dair bir tavsiyede bulunmadı.
Biz de haklı olarak fotoğraf bölümümüzün başına gelecek yeni küratörün vizyon ve yaklaşımı ile hareket etmeyi planlıyoruz. Bu kararımızın da kurumsal bir karar olduğunu bilmenizi rica ederim.”
İlk mailde askıya alındığı söylenen mevcut görüşmelerin, bizlerle bir serginin yapılmayacağı anlamına geldiğini ısrarla anlamamış olmamız ne ilginç değil mi?
EÖ ile ayrılmadan görüşülmüş ve kendisi böyle bir serginin yapılması konusunda herhangi bir tavsiyede bulunmamış!!! Bu durumda bizler “kendi kendimize gelin güvey olarak, projelerimizi İst Modern gibi yüce bir kuruma yamamaya çalışıyoruz ama olmadı, şef küratör geldi ve olaya Engin Özendes’in söylemlerini ileri sürerek el koydu...
Ben Engin Özendes ile de görüştüm ve kendisi konunun hiç böyle olmadığını, serginin tüm kurgusunun hazır ve çizili olduğunu belirtti.
Şef küratör için belli ki, sadece sanatçı ya da eserini değil, insan harcamak, onu yalancı durumuna düşürmek de çok kolay... İnsan hiç mi sıkılmaz, bu şekilde değerlendirmeler yaparken... Doğru sıkılır aslında eğer ...
Bu nasıl bir dünya?
Hangi kararlar kimler tarafından ve ne tür ilişkiler içinde alınmaktadır.
1. Bizler Engin Özendes’in sözünü sözleşme kabul ederek bir sözleşme talebinde bulunmamış ve sözleşmeimzalamamış olmamızın bedeli böyle mi ödedik?
2. Peki iki yıldır, İstanbul Modern’de sergileneceği için işlerimizi başka hiçbir yerde sergilememiş olmamızın zararını kim karşılayacak?
3. Bir iki satır maille iki yıllık bir süreçte konuşulanları adeta biz uydurmuşuz, kendimizi sergimizin açılacağına inandırmışız gibi bir yaklaşımla verilen cevaplar hangi “saygı” kapsamında değerlendirilebilir?
2. Olay: Artium Sanatevi
2. Olay: Artium Sanatevi
28 Mayıs 2011 tarihinde Artium Sanatevi “81. Müzayede Fotoğraf Sanatı” başlığı altında Türkiye’de bir ilk gerçekleştirdi ve ilk fotoğraf müzayedesini düzenledi. Artium Sanat’ın düzenlediği bu müzayedeye ben de 2 fotoğrafımla davetli olarak katıldım. Bu müzayedede benim de 1 fotoğrafım satıldı.
Artium ile fotoğraflarımızı teslim ettiğimiz sırada imzaladığım makbuz benzeri formda, satış halinde %25 komisyon kesileceği ve ödemenin satıştan sonraki 45 gün içinde yapılacağı yazıyordu.
Daha sonra bizlere bu sürenin 60 gün olduğu bilgisi mail ile iletildi.
60 gün sonunda yani 28 Temmuz’dan bu yana Artium Sanatevi ile defalarca konuşmama, Teşvikiye’deki galeriye şahsen giderek görüşmeme rağmen tarafıma bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, bir açıklama da yapılmadı.
Yapılan tek açıklama; “elemanımız müşterilerde para tahsil etmeye çalışıyor” un ötesine geçmedi hiçbir seferinde. Bu inanılmaz açıklama giderek o kadar “alaycı” bir hal aldı ve iyi niyet sınırlarını o kadar zorladı ki, telefon ve ziyaretle bir yere varılamayacağını anlayarak, Artium’a avukatım aracılığıyla ve Noter üzerinden protesto çekildi, gene hiçbir yanıt gelmedi. Şimdi sırada “icra takip” denilen bir süreç var ve sanıyorum ardından da dava açılması gündeme gelecek.
Hiç uğraşmak istemediğim bir sürecin sonunda konunun mahkemeye kadar gelmiş olması gerçekten inanılmaz. Artium’un bunca duyarsızlığı ve saygısızlığı ise bu işi 81. defa yapan bir kurum olarak gerçekten de çok profesyonelce.
Bu süreçlerin sonunda durumun nereye kadar varabileceğiyle ilgili kesinlikle bir fikrim yok ama SANATA, SANATÇIYA VE ESERİNE SAYGISIZLIK ANLAMINDA BU 2 SANAT KURUMUNUN DA TARTIŞMALI OLDUKLARINI YAPTIKLARI ve YAPMADIKLARI ÜZERİNE MUHAKKAK TARTIŞILMASININ GEREKTİĞİNİ ve KURUMSAL BİR YAPILARININ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM.
Saygılarımla,
Laleper Aytek
[1]http://muhalefet.org/haber-sanatciya-ve-eserine-saygi-duymayan-bir-muze-istanbul-modern-lutfiye-bozdag-19-757.aspxhttp://muhalefet.org/haber-sanatciya-ve-eserine-saygi-duymayan-bir-muze-istanbul-modern-lutfiye-bozdag-19-757.aspxhttp://muhalefet.org/haber-sanatciya-ve-eserine-saygi-duymayan-bir-muze-istanbul-modern-lutfiye-bozdag-19-757.aspx
0 comments:
Yorum Gönder